Yürek Kavisleri Şiiri Oku

Yürek Kavisleri

Yürek kavislerimden akıp giden vuslatın can suyu!
Bir çığlığa sarılır gibi, tutundum eteğinden,
bir kuyuya atar gibi kendimi
attım en derin dehlizlere,
şimdi salacağım kısrağı dağ uçlarına,
Musa’nın asasını alıp açıyorum dağların yolunu,
Fizan’a çıksa bile yollar,
yolların çoğul ekinden atıyorum kendimi,
çöl örtüyor ayak uçlarımı …

Hadra yağmurlarında bir diken gibi baş tutacağım,
omuzlarından aşağıya batan kıymık gibi şimdi özlemin
Bu vadinin yorganı kısa geliyor,
baş açık yatılmıyor iki dağın arasına,
neyleyim

İrileşip, küçülen gözlerimi saklayacak çınar altları da yok buralarda
biraz daha içinden geçmeliyim tünellerin, karları erir yüreğimin
belki o ıslanmadan ısınır…
belki ben

Cümle kapısında kalıyor bütün cevapsız sorular,
kuru bir dal gibi atıyorum kozasına eylül’ün
Bilseydim böylesi gelecek, ve içime dert olacak,
kapının eşiğine dökerdim tüm erimiş ruhumu,
sonra eşiğinde kalıp olurdu sevdam,
basıp basıp geçesin diye

Sözlerin mevsimi hüznün dallarına tutunmuş bir rüzgar gibi
çeşm ile topluyorum yaprakları,
katmerli güllerin boynu bükük,
bahçede lâl olmuş bülbül,
göçlerin kanatları intizam ile dizilmiş,
göğümdeki bulanıklık değil…

Yağmurun tozu toprağı yıkayıp arıttığı gibi,
açıyorum kalbimi ve yıkıyorum İnşirah
Ardında zırhımı kuşanıyorum,
’’Seni bilecek işaretler
gönder ey Burhan,
ifade ve beyan berraklığı ver dilimize,
Eman ver bize ey
Eman sahibi’’diyerek…

Uzakta ki sırrın sesinden geçiyor,
bir ok gibi sığınıyorum, bürünene, yanıyor
içim, İbrahim’in gülşenlere düşüşü gibi…