Ölmek Özgürlüğü Denemesi

Ölmek Özgürlüğü

 

ölüm özgürlüğünü kazanmak mobilsohbetodalari.org

 

Filozofluk yapmak kuşku duymaktır derler, öyleyse benim için

saçmalamak, aklına eseni söylemek, daha zorlu bir nedenle,

kuşkulanmak olmalıdır. Çünkü araştırmak, çözüm getirmekse kürsü

başkanının işi.

Benim kürsü başkanım tanrısal gücün yetkisidir, ki o kimseyi

dinlemeden yönetir bizi ve insanlara özgü boş çekişmelerin üstündedir

yeri.

Philippos kılıç elde Peloponez’e girince, biri gelmiş Damidas’a demiş

ki, bu adamın dostluğunu kazanmazsak Lakedemonyalılar’ın çok

çekeceği var. Hadi be, korkak, demiş Damidas, ölümden

korkmayanların ne çekeceği olabilir? Agis’e de bir insan nasıl özgür

yaşayabilir, diye sorulduğu zaman; ölümü küçümseyerek, demiş. Bu

görüşler ve bu konuda rastlanan daha binlercesi, ölümü sabırla

beklemekten öte bir davranış istiyorlar elbet insandan. Hayatta

ölümden beter birçok belalar vardır çünkü. Antigonos’un tutsağı bir

Ispartalı çocuk köle olarak satılıyor; efendisi onu zorla çirkin bir işte

kullanmaya kalkınca: Görürsün, demiş çocuk, kimi satın aldığımı;

özgürlüğüm elimdeyken ayıptır kul olmak senin gibisine. Böyle der

Ispartalı çocuk ve atar kendini evin tepesinden aşağı. Antipater’in, bir

isteğini kabul ettirmek için korkutmaya kalkıştığı Ispartalılar: Bizi

ölümden beter bir şeyle korkutmak istersen, daha seve seve ölürüz,

demişler. Her yapacakları işe engel olacağını yazan Philipos’a da:

Ölmemize de engel olamazsınız ya, diye karşılık vermişler.

Derler ki bilge yaşaması gerektiği kadar yaşar. Şunu da derler ki,

doğanın en başta gelen ve halimizden yakınmayı gereksiz kılan lutfu

bizi dünyadan göçmekte özgür bırakmasıdır. Hayata verdiği giriş yolu

bir tek, ama çıkış yolu yüz binlerce. Yaşamak için toprağımız

olmayabilir, ama ölmek için toprak bulunur nasıl olsa. Boiocatus’un

Romalılara dediği gibi. Dünyadan ne diye yakınırsın? Bağladığı yok

ki seni: Dertler içinde yaşıyorsan, bu korkaklığın yüzündendir senin;

istediğin zaman ölmek elinde:

(Seneka)

Her yerde ölüm var tanrı bol bol veriyor onu;

Herkes herkesin hayatını alabilir, ama ölümü

Alınamaz kimseden: Binlerce kapısı var ölümün.

Bir tek hastalığın devası değil, bütün dertlere devadır ölüm. Hiçbir

zaman korkulmayacak, çok kez aranacak pek emin bir limandır ölüm.

Hayata ha biz son vermişiz, ha kendi son bulmuş, hepsi bir; ha eceline

koşmuş insan, ha beklemiş onu; nerden gelirse gelse, kendi ecelidir

gelecek olan. İplik nerde koparsa ordadır ecel, orasıdır yumağın ucu.

En gönüllü olanıdır ölümlerin en güzeli. Yaşamak başkasının istemine

bağlıdır, ölmek yalnız bizimkine. En çok ölümde kendi huyumuza

suyumuza göre davranmalıyız.

Başkalarının ne diyeceği düşünülmez bu işte, çılgınlık olur

düşünmek de. Yaşamak kölelik olur, ölmek özgürlüğümüz olmazsa.

Hastalıkların iyileştirilmesi çoğu kez yaşamayı kısıtlamakla olmuyor

mu zaten?

Etimizi yarıyorlar, dağlıyorlar, elimizi ayağımızı kesiyorlar,

yemekten kesip kanımızı alıyorlar: Bir adım daha atıversek öteye,

toptan kurtulmuş oluruz. Şah damarımız neden kara kan damarımız

kadar buyruğumuzda olmasın?..

(Kitap 2, bölüm 3)

Vicdanımız bizi günah işlememeye, isteklerimiz azaldığı için değil,

aklımızın gereklerine uyarak zorlamalıdır.

(Kitap 3, bölüm 2)