Öldürme Tehlikesine Karşı Denemesi

Öldürme Tehlikesine Karşı

Öldürme Tehlikesin Karşı

 

Öldürme tehlikesi karşısında Julius Caesar’ın tuttuğu

yol bence tutulacak yolların en güzeliydi. Önce hoşgörürlük ve

tatlılıkla düşmanlarına kendini sevdirmeye çalıştı; hazırlanan

suikastları öğrenip, bunlardan haberli olduğunu ulu orta söylemekle

yetinirdi ve pek soyluca bir soğukkanlılıkla, korkmadan, ortalığı telaşa

vermeden oluruna bırakırdı işi, kendini tanrılara ve talihe emanet

ederek. Öldürüldüğü zaman böyle bir halde olduğu su götürmez

çünkü. Bir yabancı, Syrakusa Kralı Dionysios’a, iyi bir para

karşılığı uyruklarının kendisine karşı hazırlayacakları bütün

kundakları sezinleyip meydana çıkarmanın şaşmaz yolunu

öğretebileceğini orda burda söyleyip herkese duyuruyor.

Haberi alan

Dionysios çağırtıyor adamı, korunması için böylesine gerekli bir

ustalığı öğrenmek için. Yabancı gelip kendisine öğretecek hiçbir

hüneri olmadığını, yalnızca ona bir torba altın vererek yaman bir sırrı

elde ettiğini sevinçle ilan etmesini söylüyor. Kral beğeniyor bu buluşu

ve beşyüz altın saydırıyor yabancıya. Çok yararlı bir bilgi edinmeden

kim olduğu bilinmeyen bir adama bu kadar büyük bir para

verilebileceğini düşünemiyor kimse, düşmanlarının çekinmesini

sağlıyor bu söylenti.

Bunun gibi, akıllı krallar, canlarına karşı

girişilen tertipleri öğrenince hemen yayarlar ki bunu, herkes iyi haber

aldıklarına, gizli kapaklı her işin; kokusunu alacaklarına inansın.

Atina Dukası son zamanlarda Floransa’yı zorbaca yönettiği sırada

birçok saçmalıklar yaptı; ama bunların en büyüğü şu oldu:

Floransalıların ayaklanmaya hazırlandıklarını aralarında Matheo di

Morozo diye biri kendisine fitleyince hemen öldürüveriyor onu ki bu

haber ortaya yayılmasın, haklı yönetiminden şikayetçi kimseler

bulunabileceği düşünülmesin.

Eskiden bir yerde okumuştum, önemli kişilerden bir Romalı

Triumvira’nın şerrinden kaçıyor; ardına: düşenlerin elinden bin bir

kurnazca buluşla kurtuluyor. Sonunda bir gün, onu yakalamaya gelen

bir sürü atlı saklandığı bir çitin yanı başına geliyor, az kalsın

göreceklerken yine kurtuluyor; ama bu kez artık, dört bir yanda aranıp

taranmaktan kurtulmak için çektiği bunca sıkıntıyı, böylesi bir

hayattan umabileceği rahat soluğun azlığını, olacağa bir kez göğüs

germenin bu soluk soluğa yaşamaktan daha iyi olduğunu düşünerek

geri çağırıyor askerleri saklandığı yere, yapabilecekleri kötülüğü göze

alıp, onları da kendisini de sürüncemeden kurtarmak için.

Düşmanın üstüne çağırmak delice bir davranış, ama çıkmaz bir yolda

sürekli can telaşı içinde yaşamaktansa böylesi daha iyi gelir bana.

Alacağımız tedbirler size kaygılar, kuşkulardan başka şey

getirmeyecek; iyisi mi güzel bir yüreklilikle ne olacaksa olsun

dersiniz; belki bir şey olmaz diye bir avuntunuz da olur üstelik.

(Kitap1, bölüm 20)