İyi Anne Baba Nasıl Olunur?

İyi Anne Baba Nasıl Olunur?

Huzurlu bir aile ortamı için anne babaların hayata ve hayatlarının merkezi, en büyük varlıkları ve en mühim varlık alanları olan çocuklarıyla ilişkilerinde ve bu temel ilişki yaklaşımlarında farkındalık sahibi olmaları gerekir.

Bireysel huzurumuzu besleyen aile içi rollerimize ilişkin coşku ve heyecanımızı tazelemek için Anne babaların çocuk yetiştirmede sahip olmamaları gereken eğitim anlayışları ve değerlerinin temel yapıtaşlarını oluşturmalılardır.

 

 Sorumluluk Sahibi Olmanın Keyfini Yaşayın:

Sevgiyle sorumluluk kavramları arasındaki ilişkiyi sorgularsanız, sevmenin başlı başına bir sorumluluk olduğunu görürsünüz. Sevgisinden şüphe etmedikleriniz,  her türlü ihtiyaçlarınızla yakından ilgilenen ve bu konuda sorumluluk almaktan kaçınmayan kişilerdir. Dolayısıyla sevgi iletimi, sevdiklerimizin ihtiyaçlarına karşı içten bir duyarlılık içinde olmamızı gerektirir.

Sorumluluklarınızdan sıkıldığınız ve yakındığınız hemen aklınıza yerinize olmayı ölürcesine dileyen, şikayet ettiğiniz eş ya da anne-baba rolüne sahip olmak için her değerini feda etmeye hazır insanları getirin. Ya da kendinizin bu role sahip olabilmek için zamanında verdiğiniz büyük arzu ve mücadeleyi anımsayın.

Seven kişi, sorumluluk almayı bilmelidir. Sorumluluk almaktan ve sorumluklarınızı yerine getirmekten zevk almayı öğrenin. Sorumluluk alarak başkalarının ihtiyaçlarını karşılama ediniminin, sizi ne kadar çoğaltan ve size kudretinizi ne kadar hissettiren, huzurunuzu nasıl besleyen bir yaşam kaynağı olduğunu fark edin. Sevdiklerinizin ihtiyaçlarıyla ilgilendikçe, onları gidermenin mütevazi gücünü ve dinginliğini hissedeceksiniz. Almadan vermenin tadına varın.

Kişi kendi varlığından, yaşamından, bilgisinden, enerjinden, mizahın zamanından vererek sevginin keyfine varır. Sevmek kuru kuruya bir duygu değildir. Sevmenin en büyük güvencesi sevgi nesnesine kesintisiz biçimde ilgimizi ve içten gelen bir  sorumlulukla tüm varlığımızı verebilmektir.

 

Hayata Karşı Cesur ve Güler Yüzlü Olun:

            Acil ve beklenmedik durumlarda soğukkanlılıkla olayların üstesinden gelebilmek için gayretli ve cesur olmak konusunda  kendinizi eğitin. Bu hem günlük yaşamda hem de yaşama ilişkin genel yaklaşımınız için gereklidir. Ancak böyle davrandığınızda çocuklarınıza bir yararınız dokunur. Özellikle hayatımıza aniden giren ayrılık, hastalık, ölüm gibi durumlarda verdiğimiz tepkileri çocuklarımız yaşamlarının ileri ki yıllarında  taklit ederek kişiliklerinin bir parçası haline getirirler.

Sabırlı, sebatlı, dayanıklı ve metanetli olmak gibi kişisel özellikler de sosyal öğrenmeyle gerçekleşir ve çocukların ilk sosyal öğrenme ortamları aileleridir. Hayatın böyle zor anlarında doğru ve güçlü davranmanız hem sizin hem çocuklarınız için yararlıdır.

 

İyi ebeveynlik geleceğe ve hayattaki her durumda ayakta kalmayı sürdürebilecek güçlü çocuklar yetiştirmektir. Karşılaştığınız en ufak bir sıkıntılı anınızda, dünyanın sonu gelmiş gibi davranmayın, bu davranışlarınızı ve tepkilerinizi izleyerek bilinçaltına kayıt eden  çocuklarınızı hayata karşı yılgın, hazırlıksız ve neşesiz yapar. Yaşam sevinçlerini yitirmelerine sebep olmayın.

Bir insana, hele ki bir insan yavrusuna verilebilecek en büyük zarar, o kişinin yaşam sevinicini ve umutlarını kaybetmesine sebep olacak biçimde davranmaktır. Ayrıca sizin de çocuklarınıza bağlılığınızın bağımlılığa dönüşmeyen mutedil ve makul, sağlıklı bir aralıkta olması gerekir.

 

Çocuğunuzla Aranızda “Bağımlılık” Değil “Bağlılık” Geliştirin:

           Çocuğunuza gösterdiğiniz gereksiz, abartılı bir ilgi biçimi ve kendi ihtiyaçlarını kendisinin karşılamasına -sevgi- adına fırsat vermemek, yeni deneyimlerinde özgür bırakmamak, kendisini gerçekleştirmesine izin vermeyen aşırı kollayıcı ve koruyucu anne baba tutumlarıyla çocuğunuzda “bağımlı kişilikler” geliştirirsiniz.

Çocuğunuzla aranızda,  bağlılık yerine bağımlılık geliştiren bir ilişki biçiminiz varsa, çocuğunuzun zamanı geldiğinde hatta bir yetişkin olduğunda bile sizden ayrı kalmakta güçlük yaşayacaktır. Aynı şekilde siz de çocuklarınıza bağımlı olmayın. Sonsuza kadar sevdiklerinizle yaşayacakmışsınız gibi bir aldanma ve tapınma içinde olmak hem kendi hem çocuklarınızın ruhsal gelişimlerine ve özgür iradelerine zarar verir. Onların ve size bahşedilen her şeyin bir gün geri alıncağını aklınızın bir köşesinde tutmak, çocuklarınızın varlığına “bir emanet” gözüyle bakmak, gerçekçi bir yaklaşımtır. Çünkü her canlının önünde yaşamın bir parçası olan ölüm gerçeği durmaktadır.

Çocuklarımızdan ve sevdiklerimizden yaşamın akışı içinde herhangi bir nedenle  ya da  yürüdüğümüz hayat yolunun  “ölüm” olayı ile ayrılabiliriz. Bu durumda arkamızda bırakacağımız çocuklarda, derin bir eleme sebep bu hayat gerçeğine göğüs gerebilecek metanet gücünü yaşarken vermemiz gerekir.

Ancak çocuklarınızda aşırı ve yersiz ilgiyle bağımlı bir ilişki ve sizden başkasına sevgi ve bağlılık duymasına engel olacak kadar bağımlı bir kişilik geliştirmişseniz, çocuğunuzun sizden sonra sersefil olacağına emin olabilirsiniz.

Çocukluk döneminde, çoğu çocuk yeni durumlara özellikle yeni ve sıkıntılı, sevimsiz durumlara uyumda yetişkinlerin yardımına ihtiyaç duyar. Bu yardımı ondan esirgemeyin. Hayatın iyi ve kötü her olayına karşı onları eğiterek ruhsal güçlerini besleyin.

Bağımlı ilişkilerden uzak durmak özellikle bu nedenlerden dolayı da son derece önemlidir.

 

Çocuklarınızı Yaralayacak Yaşantılar Sunmaktan Kaçının:

Çocuklarınızda, suçluluk ve utanç gibi duygular ile anlamsız korkular uyandırmaktan ya da bu duyguları pekiştirmekten sakının. Bir insana hele ki; bir çocuğa verilebilecek en büyük ceza onu utandırmaktır. Utandırmak davranışından kaçının.

Utandırarark eğitim vermek gibi bir anlayışa sahip çıkamayız. Ayıplama, kınama ve utandırma davranışları size kendinizi nasıl kötü ve değersiz hissettirmekteyse, çocuklarınız da aynı hislere sebep olur. Bu tip zalimce davranışlar çocuklarda kapanmaz yaralar açar. Hata yapmasına fırsat verin, kusursuz insanlar yetiştirmeye çalışmak çok anlamsız ve gereksiz, hatta zararlıdır.

 

Kusursuz, mükemmel bireyler yetiştirmeye çalışırken bakarsınız ki ruhu ve davranışları son derece kusurlu bireyler yetiştirmişsiniz. Aile içinde, fiziksel ve duygusal şiddet içeren davranışlardan çocuğunuzu koruyun.

Ayıplamak, suçlamak, hakaret etmek , tehdit etmek gibi kişinin duygu dünyasında derin izler bırakan davranışların hepsi şiddet içerikli davranışlardır. Çocuklarınızı, onların duygu dünyalarında derin izler bırakacak olumsuz yaşantılardan uzak tutun.

 

Çocuğunuzu Keşfetmenin Heyecanını Yaşayın:

            Çocukların ihtiyaçlarını, doğal eğilimlerini bilmek için oyun oynarken ya da onlarla aynı ortamdayken, onların doğlallıklarını bozmayacak bir şekilde, sessizce ve yorum yapmadan gözlemleyin. Bunu hem onları keşfetmek amacıyla hem de keşfettiğiniz o özel dünyaya öykünerek kendi dünyanıza bir şeyler katmak için yapabilirsiniz.

Çocuklardan büyüklerin öğreneceği çok şeyler vardır. Örneğin masumiyetleri, hesapsızlıkları, içtenlikleri, anı yaşamaları, kolayca huzuru yakalamaları, içinde bulundukları etkinliğe kendilerini tamamen bırakmaları, sonsuz merak duyguları, öğrenme heyecanları, bizim için sıradanlaşan dünyadaki herşeye, her olaya ve her canlıya hayretle bakmaları, baktıklarını görmeleri ve gördüklerine hayran olmaları gibi!

 

Onların gelişim aşamalarına, kişilik özelliklerine duyarlılık içinde olun. Çocuğunuzun ilgi ve yeteneklerini keşfedin ve var olan farklılıklarını köreltmek yerine mercek altına alarak beslemeye çalışın.

Çocukların birbirinden farklı kalıtımsal özellikler ve çevresel şartlar içinde yetiştiklerinin bilinci içinde olun. Çocuklarınızın bireysel farklılıklarını kabul edin ve onlara bu anlayış doğrultusunda yaklaşın.

Çocuğunuzu tanırsanız kendinizi çocuğunuzun yerine koyabilirsiniz. Çocuğunuzu tanıyıp anlarsanız, kendi çocukluğunuzda yaşadığınız çocuksu davranışları anımsamakta zorluk çekmez ve çocuksu davranışlarını masum bulursunuz, böylece davranışlarıyla ilgili beklentileriniz gerçekçi ve sağlıklı olacaktır.

Kendinizi, her durumda onların yerine koymaya çalışın, çocuklarınızın bakış açısından çevreyi ve bu dünyayı algılama çabası içinde olursanız, onlara ve kendinize sayısız yararınız dokunur. Hem bu durumda sizi daha fazla önemseyip, varlığınıza koşulsuz biçimde daha gönülden bir bağlılık duyarlar.

Sevgi ve anlayışla karşı konulması zor bir otorite ve sınırsız bir yaptırım gücü kazanırsınız. Hoşgörü, anlayış, sevecenlik ve empatik yaklaşım, kişiler üzerinde olduğu gibi çocuklar üzerinde de sevimli ve güçlü bir yaptırım alanı kurar. Halk deyişlerinde yer alan bir ifadeyle “ipsiz bağlarsınız kendinize”, ama elbet bu bir sonuçtur, sebep değil. Yani çocuğunuzun gözünde saygınlık kazanmak ve onun üzerinde kurmakta zorlandığınız baskıyı kestirme yoldan sağlamak amacıyla bunu yaparsak, çocukların doğasındaki o hesapsızlığa yakışmayan biçimde hesaplı davranmış oluruz.

Olması gereken bu olduğu için, içimizden gelen bu olduğu için yapmalıyız. Sizi, sizden korktukları için değil, isteklerinizi gerçekten anlamlı buldukları için dinlerler. Siz de daha az yorulur daha az öfkelenirsiniz. Oysa sıklıkla öfkelenmek beden ve ruh sağlığı bakımından çok yıpratıcıdır.

İki üç saniyelik bir öfke anında beyninizde binlerce nöron hücresinin öldüğünü ve nöronların yenilenme özelliği olmadığını unutmayın. Daha az öfkelenin daha az öfkeye sebep olun. En iyisi siz çoğunlukla huzura sebep olmayı hedefleyin. Etrafımıza ışık saçmak ve huzur kaynağı olmak bir insanın bu dünyadaki en büyük zenginliğidir kuşkusuz.

Ailenizle huzur kaynağı olup, bu sonsuzluk pınarından doyasıya içmeniz temennisiyle… Huzur sizi ve şu hayattaki en vazgeçilmez önceliğiniz ve en kıymetli varlığınız yuvanızı hiç terk etmesin…