Dostluk Denemesi

Dostluk

Dost ve dostluk dediğimiz, çokluk ruhlarımızın beraber olmasını

sağlayan bir rastlantı ya da zorunlulukla edindiğimiz ilintiler,

yakınlıklardır. Benim anlattığım dostlukta ruhlar o kadar derinden

uyuşmuş, karışmış kaynaşmıştır ki onları birleştiren dikişi silip

süpürmüş ve artık bulamaz olmuşlardır. Onu (Etienne de la Boetie:

Montaigne’in en iyi dostu. İyi yürekliliği ve bazı şiirleriyle

tanınmıştır.) niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu ancak

şöyle anlatabilirim sanıyorum: Çünkü o, o idi; ben de bendim.

Ruhlarımız o kadar sıkı bir birliktelikle yürüdü, birbirini o kadar

coşkun bir sevgiyle seyretti ve en gizli yanlarına kadar birbirine öyle

açıldılar ki ben onun ruhunu benimki kadar tanımakla kalmıyor,

kendimden çok ona güvenecek hale geliyordum.

Öteki sıradan dostlukları buna benzetmeye kalkışmayın: Onları, hem

de en iyilerini ben de herkes kadar bilirim. O dostluklarda insanın, eli

dizginde yürümesi gerekir: Aradaki bağ, güvensizliğe hiç yer

vermeyecek kadar düğümlenmiş değildir. Chilon (Eski Yunanistan’ın

ünlü bilgelerinden biri.) dermiş ki: «Onu (dostunuzu), bir gün

kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin; ondan, bir gün kendisini

sevecekmiş gibi nefret edin.» Benim anlattığım yüksek ve yalın

dostluk için hiç yerinde olmayan bu davranış, öteki dostluklara

uyabilir. Bunlar için, Aristoteles’in sık sık tekrarladığı şu sözü de

kullanabiliriz: «Ey dostlarım, dünyada dost yoktur…»

Onsuz yorgun ve bezgin sürüklenip gidiyorum: Tattığım zevkler bile,

beni avutacak yerde ölümünün acısını daha fazla artırıyor. Biz her

şeyde birbirimizin yarısı idik; şimdi ben onun payını çalar gibi

oluyorum:

Onunla her şeyi paylaşmak zevkinden yoksun kalınca,

Hiçbir zevki tatmamaya karar verdim.

Her işte onun yarısı, ikinci yarısı olmaya o kadar alışmıştım ki şimdi

artık yarım bir varlık gibiyim.

Mademki zamansız bir ölüm seni, ruhumun yarısı olan seni alıp

götürdü, yeryüzünde varlığımın yarısından, en aziz parçasından

yoksun yaşamakta ne anlam var? O gün ikimiz birden öldük.

Ne yapsam, ne düşünsem onun eksikliğini duyuyorum. O da benim

için elbette aynı şeyi duyardı. Çünkü o, diğer bütün değerlerinde

olduğu gibi dostluk duygusunda da benden kat kat üstündü.

 

(Kitap 1, bölüm 28) Montaigne