Archive for the ‘Denemeler’ Category:

Pazarlık Denemesi

Pazarlık   Para vermekten haz duyarım; omuzlarımdan bir yük atmış, bir çeşit kölelikten kurtulmuş gibi olurum. Ayrıca para verirken doğru bir iş yapmanın, başkasını memnun etmenin keyfini duyarım. Ama hesap, kitap pazarlık isteyen alışverişlere yanaşmam; bu türlüsünü benim yerime yapacak kimse olmadı mı, işin uzamasına meydan vermem. Yaratılışıma çok aykırı gelen o iğrenç konuşmalara düşmektense bırakır kaçarım. Dünyada pazarlık kadar iğrendiğim bir şey yoktur. (Kitap 1, bölüm 13)


Savaş Üstüne Denemesi

Savaş Üstüne     Gelelim savaşa: İnsanların en büyük, en şatafatlı eylemlerinden biri olan savaşı, bizim hayvanlara üstünlüğümüzü göstermekte mi kullanacağız, yoksa tam tersine, budalalığımızı, eksikliğimizi mi? Doğrusu, birbirimizi paralayıp öldürme, kendi türümüzü yıpratıp yok etme sanatımızın, bu sanattan yoksun olan hayvanları imrendirecek bir yanı olmasa gerek. Ne zaman bir aslanı daha güçlü bir aslan öldürdü? Hangi ormanda Büyük domuzun dişi küçük domuzu paraladı? (Juvenalis) Ama hayvanların tümü bu marifetten uzak kalmış da denemez: Bal arıları arasında da azgın çatışmalar olur, iki hasım ordunun başları bizim krallar gibi davranırlar: Bir kavgadır kopar iki bey arasında çoğu kez O zaman seyredin
Read More


Halk ve Kral Denemesi

Halk ve Kral   Kral Hieron’un en çok yakındığı şey, insan yaşamının en güzel, en tatlı meyvesi saydığı dostluktan, karşılıklı bağlanmadan yoksunluktur. Benim için elinden geleni ister istemez yapacak olan bir insanın sevgisine, iyi niyetine nasıl inanabilirim? Önümde eğilip bükülmesinin, bana diller dökmesinin ne değeri olabilir? Bunları yapmazlık edemez. Bizden korkanlardan gördüğümüz saygı, saygı değildir. Onların saygısı bana değil, krallığadır. (Seneka) Hükümdarların kavuştukları en büyük nimet, Halkın hem dertlerini çekmeği hem de üstelik Onları övmek zorunda olmasıdır. Kralın iyisi kötüsü, sevileni sevilmeyeni hep aynı saygıyı görür. Bir kralsam, halkın bana çatmaması beni sevmesine alamet sayılmaz, çünkü çatmak istese çatamazdı. Ardımdan
Read More


Yabancıdan Kaçınma Denemesi

Yabancıdan Kaçınma Bizim Fransızların bir huyu var: Kendi bildiklerine benzemeyen bir yaşayış, bir hal gördüler mi şaşırır, ürkerler. Bunda o kadar ileri giderler ki Fransız olmaktan utanacağım gelir. Köylerinden çıktılar mı sudan çıkmış balığa dönecekler neredeyse. Nereye giderlerse gitsinler kendi adetlerini de birlikte götürür, yabancı adetleri kötü görürler. Macaristan’da bir Fransız gördüler mi bayram eder, canciğer olur ve kafa kafaya verip gördükleri barbarca şeyleri çekiştirmeye başlarlar. Bir şey Fransız olmadı mı barbardır onlara göre. Üstelik bunlar yabancıları tanıyabilen zeki Fransızlar’dır. Çoğu, bir yere, dönmek için gider. Seyahatlerinde içlerine kapanır, her şeyden gocunur, konuşmaz, kimseye açılmazlar: Dünyalarına yabancı bir hava bulaşacak
Read More


Baştakiler ve Biz Denemesi

Baştakiler ve Biz Bizi yöneten, dünyayı ellerinde tutan kimselerin bizim kadar akıllı olması, bizim yapabileceğimiz kadarını yapması yetmez. Bizden çok üstün değillerse bizden çok aşağı sayılırlar. Çok şeyler vadettikleri için çok şeyler vapmak zorundadırlar. (Kitap 3, bölüm 7) Başkalarından aktardığım sözleri kendi söylediklerimi değerlendirecek biçimde seçebilmiş miyim, ona bakılsın. Çünkü ben, kimi zaman dilimin, kimi zaman kafamın yetersizliği yüzünden gereğince söyleyemediğim şeyleri başkalarına söyletirim. Aktardığım sözleri saymam, tartarım. (Kitap 2, bölüm 10) Kendimle oynadığım zaman, kimbilir; belki benim onunla oyalandığımdan çok o benimle oyalanıyor. (Kitap 2, bölüm 12)


Dünya Yurttaşlığı Denemesi

Dünya Yurttaşlığı     Sokrates söylemiş diye değil, kendi yaratılışıma uyarak, üstelik aşırılığa bile kaçarak, bütün insanları hemşerim sayıyorum. Bir Polonyalı’yı tıpkı bir Fnansız gibi kucaklıyorum, dünya ile akrabalığımı kendi ulusumla akrabalığımın üstünde tutuyorum. Doğduğum yerin pek o kadar düşkünü değilim. Kendi düşüncemle vardığım yeni bilgiler, bana yalnız esintilerle edindiğim hazır ve gelişigüzel bilgilerden daha değerli gelir. Kendi kazandığımız temiz dostluklar nerde, iklim ve kan dolayısıyla bağlı olduğumuz dostluklar nerde! Doğa bizi özgür ve bağımsız yaratmış, bizse tutup kendimizi birtakım çemberler içine hapsediyoruz.   Talih bazı olayları ustaca düzenliyor sanki: Helena oğlu Konstantin, Bizans imparatorluğunu kurdu ve bu imparatorluk Helena
Read More