Ayşe Kız ile Fatma Kız Okuma Masalı

Ayşe Kız ile Fatma Kız

 

Bir varmış bir yokmuş. Deve tellal iken pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, iki komşu aile varmış. Bu ailelerin birer de kızları varmış. Birinin adı Ayşe ötekininki ise Fatma’ymış.  Fatmalar Ayşeler’i hiç çekemezlermiş. Ayşeler yoksul ama, iyi kalpli insanlarmış. Yoksulluklarına bir çare bulmak isteyen Ayşe evden ayrılıp yollara düşmüş. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş derken bir armut ağacına rastlamış.  Ağaç Ayşe’ye  nereye gittiğini sorunca o da çalışmaya demiş.  Bunun üzerine ağaç, “Şu dallarımı budayıp  toprağımı çapala,  bir gün olur armudumu yersin.” demiş. Kız da söyleneni yapıp yine yoluna devam etmiş…

Az gitmiş uz gitmiş, her yanı kırık dökük bir çeşmeye rastlamış. Çeşme de ona “Beni temizle tamir et, gün gelir soğuk suyumdan içersin.” deyince, Ayşe onun söylediğini de yapmış ve yine yürüyüp gitmiş.  Derken, her tarafı küllerle kaplı bir fırın görmüş ve isteği üzerine onu da temizlemiş. Bundan sonra yolu üzerine çıkan bakımsız bir kuzuyla, hasta bir ata da yardım ettikten sonra, çok yorulan Ayşe kız bir ağacın altında uyuya kalmış. Bir zaman sonra, bir at kişnemesiyle uyanmış ki bir de ne görsün, daha önce yardım ettiği at gayet sağlıklı bir halde ve sırtında da altın dolu bir heybeyle karşısında  durmuyor mu? Kız şaşkınlıkla  ona bakarken at, “Hani sen bana yardım etmiştin ya, ben de şimdi seni evine götüreceğim, haydi bin sırtıma.” demiş.  Ata  binen  Ayşe  sevinç  içinde  evin  yolunu  tutmuş.  Derken  birden  çok üşümeye başladığı bir anda, elinde sıcacık bir kazak tutan kuzu karşısına çıkmış ve ona, “ Ayşe kız sen bana yardım ettin, ben de sana yünlerimden bir kazak yaptım, al giy de üşüme.” demiş. Kazağı giyen kız biraz sonra da çok acıktığını hissettiği bir sırada, etrafa nefis çörek kokuları saçan fırınla karşılaşmış. Fırın da ona “Sen bana yardım etmiştin,  al şimdi  istediğin kadar çöreklerimden  ye.” demiş.  Ayşe  sevinçle biraz fazla çörek yiyince, bu kez de çok susamış. Tam o anda daha önce temizleyip onardığı çeşme, ona buz gibi suyundan ikram etmiş. Mutluluk içinde yoluna devam eden Ayşe  bu kez de dibinde bir sepet armut duran armut ağacına rastlamış.  Ağaç ona   “Sen   bana   yardım   etmiştin,   şimdi   de  ben  sana  armutlarımdan   armağan veriyorum,  al bu sepeti  evine  götür.” demiş.  Sonunda  Ayşe  evine  ulaşmış.  Onun geldiğini gören çil horoz “Ayşe kız geliyoooor, bir ata binmiş geliyooor, üürüüü… Atın heybesi de altınla dolu üürüüü”, diye bağırmaya başlamış. Bunu duyan annesi çok sevinmiş ve koşup kızını kucaklamış.

Bu olanları gören kıskanç komşuları ise “Ne olacak onun yaptığını benim kızım da yapar.” diyerek hemen Fatma’yı yola çıkarmış. Az giden uz giden Fatma da yolda armut ağacına rastlamış.  Ağaç “ Fatma kız beni budar mısın?” deyince de “ Hadi ordan, ben bir evin bir kızıyım, elimi sıcak sudan soğuk suya sokmam, işim yok da sana mı bakacağım?” demiş ve söylenerek oradan uzaklaşmış. Giderken de Ayşe’nin geçtiği yollardan geçerek, karşısına çıkan her şeyi bu sözlerle azarlamış. En sonunda atı da tersleyip ağacın altında uyuya kalmış.

Biraz sonra da atın kişnemesiyle uyanmış. At ona “ Hadi Fatma kız, sen bana bakmadın ama, ben yine de seni evine götüreceğim, bin sırtıma.” demiş. Meğer atın sırtındaki heybe bu sefer yılanlarla çıyanlarla doluymuş. Ata binen kız yola çıkmış. Çıkmış çıkmasına ama biraz sonra üşümeye başlamış. Karşısına çıkan kuzu “Üşü Fatma  kız  üşü,  sen  aban  yardım  etmediğin  için  ben  de  sana  kazak vermiyorum.”demiş. Öfkeyle yol alan kız biraz sonra da acıkmış ama karşısına çıkan fırıncı bir tane bile çörek vermeyeceğini söylemiş.  Daha ilerdeki çeşme de susayan kıza suyundan vermemiş. Kız aç susuz perişan bir halde giderken, dibinde bir sepet dolusu armut duran ağaca rastlamış ve hemen uzanıp onu almak istemiş. İstemesiyle de ağacın, sepeti kızın başından aşağıya boşaltması bir olmuş.  Bunun üzerine daha çok üzülen kız sonunda evine ulaşmış. Onu gören horoz “Fatma kız geliyooor, atın üstünde geliyooor, üürüüü, atın heybesi yılanlarla çıyanlarla dolu üürüüü…” diye bağırmaya başlamış. Bunu duyan annesi koşup Fatma’yı kucaklamış ve heybesini boşaltmış, boşaltmasıyla da ortaya dağılan yılanların çıyanların ana kızı sokup öldürmeleri bir olmuş.

İşte böyle, “Emeksiz yemek olmaz.”
Öte yandan ise iyi kalpli, yardımsever Ayşe ile annesi ömürlerinin geri kalanını mutluluk içinde sürdürmüşler. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…