Arama Sevgisi Denemesi

Arama Sevgisi

 

Demokritos sofrasına gelen incirleri yerken bir bal kokusu almış ve

hemen bir araştırmadır başlamış kafasında, o güne dek incirlerinden

almadığı bu koku nerden gelebilir diye. Merakını gidermek için

kalkmış sofradan, incirlerin toplandığı yeri görmeye gitmek istemiş.

Sofradan niçin kalktığını duyan hizmetçi kadın gülmüş: Boşuna

zaman kaybetmeyin, demiş; incirleri bal çanağına koymuştum

toplarken. Demokritos’un canı sıkılmış bu araştırma fırsatını kaçırdığı,

bir merak konusu elinden alındığı için. Hadi be sen de, demiş hizmetçi

kadına, keyfimi kaçırdın; ama ben yine de bal kokusu incirde

kendiliğinden varmış gibi nedenini araştıracağım. Böyle demiş ve

yanlış, kendi varsaydığı bir etkiye doğru nedenler bulmaktan geri

kalmamış. Ünlü ve büyük bir filozofun bu hikayesi, sonunda bir

kazanç umudu olmaksızın, bizi seve seve bir şeylerin ardına düşüren

araştırma tutkumuzu apaçık anlatıyor. Plutarkhos’un anlattığı buna

benzer bir örnekte de adamın biri arama zevkini yitirmemek için

kuşkulandığı gerçeğin kendisine söylenmesini istemez: Kana kana su

içme zevkini yitirmemek için hekimin kendisini sıtmadan

kurtarmasını istemeyen hasta gibi.

Tıpkı bunun gibi, ruhun her türlü beslenişinde zevk çok kez tek

başınadır, hoşumuza giden her şey besleyici ya da sağlığa yararlı

değildir. Düşüncemizin bilimden aldığı da, ne karın doyurduğu, ne de

sağlık getirdiği halde hazdır yine de.

 

Her şeyin bir adı bir de kendisi vardır. Ad, nesneyi gösteren, arılatan

bir sestir ad, nesnenin, özün bir parçası değildir; nesneye eklenen

yabancı, nesne dışı bir takıntıdır. (Kitap 2, bölüm 16)